top of page

Bilimde Gizli Cinsiyetçilik Üzerine


WV.jpg

Henüz akademik dokunulmazlığımı (tenure) almamıştım ve söylediklerinden kariyerime adanmış olmadığımı ima ettiğini anlamıştım. Bu varsayımına karşı içimde öfkelensem de söylediklerine karşı çıkmamıştım. Bunun yerine birçok kadının yaptığı gibi böylesine garip, hakarete varan ve sık karşılaştığım durumların etrafından dolaşırdım. Hatta konuşmacı olarak katıldığım bilimdeki kadınlar temalı bir etkinlikte organizatör, rahatsız edici yorumlar gelirse nasıl konuyu değiştirebileceğime dair tavsiyeler vermişti. Ancak neden konuyu değiştirmeliyiz? Profesyonel olgunlaşma adına böylesine tavsiyeler almaya başladıysak artık yeter. Bilimde cinsel taciz sorunu kendi sitemde ve başka platformlarda ele alındı fakat az ilgi daha dolaylı, gizli ve kasıtsız yorumlar getirir. Bazen dolaylı tenkit denilen bu davranışın bilimdeki çeşitliliğe en büyük tehdit olduğunu düşünüyorum. Bu yorumların neden olacağı acıyı ve şoku küçümsemeyin: Kadınlara ilk andan itibaren ve acımasızca belirttikleri şey şu ki, bizim birebir değerlendirdiğimiz durumlarda onlar cinsiyetimizi önemli bir faktör olarak görüyor. Benim tecrübeme göre, bu yorumlar pek konuşulmuyor ve bu kaçırılan bir fırsat. Bilimde kadınların ağırlığını kanıtlamamız için yaşadığımız tenkitleri paylaşmamızın zamanı geldi. İşte iki tanesi daha geliyor: Üniversitede ilk lineer cebir dersimde profesör yoklama listesinden adımı görüp söyledi (sınıftaki tek kadın öğrenci bendim) ve bana “Neden buradasın?” diye sordu. Başka bir zamanda ise ziyaretçi bir profesörle postdoktoral araştırma olanaklarını konuşmak istediğimde ise başka bir profesör ve doktora tez komitemden bir üye bana “Neden? Jeff [o sırada birlikte olduğum kişi] postdoktoral çalışmalarını başka bir şehirde yapıyor.” demişlerdi. O sırada bu tepkileri sırasıyla “Bu sınıfta yerin yok.” ve “Kariyerin bir öncelik değil.” olarak algılamıştım.


Sözlü tacizlerle herhangi bir durumda karşılaşılabiliyor, bu nedenle bu sorun muhtemelen sadece bilim ve cinsiyet paradigmasına has değil. Buna rağmen, kendi anekdotlarım ve iş arkadaşlarımın anekdotları gösteriyor ki sözlü taciz yaygın ve etkili. Her kadının sorduğunuzda anlatacak bir hikayesi var, ama hiçbir erkeğin yok. Bilinçsiz yapılan cinsiyet önyargıları akademide belgelenmiştir. Kadınların çalışma zincirindeki sayısı yükseliyor, ama erkeklere kıyasla bu zincirden daha fazla kadın ayrılıyor, daha az akademik pozisyon açılıyor. Böyle küçük sözlü tacizler yüzünden kadınlar bilimden uzaklaşıyor olabilirler mi? Sanırım bu konuda bahanesi olmayan bir cehaletimiz var. Kurumların yasa dışı cinsiyet ayrımcılığı ve tacize maruz kalmış kişiler için resmi şikayet mekanizmaları vardır. Tenkit seviyesindeki sözlü tacizler zararlı eylem olarak görülmüyorlar çünkü vakalar bildirilmiyor. Bundan dolayı daha fazla zarar verme potansiyeline sahip olabilirler. Eski bölüm başkanımın aile planlama kararlarım hakkında yorum yapmasına masum bir sebep bulmak zor olacaktır ama ben yine de kadınlara bu tür sözlü tacizlerde bulunanların bu tacizlerin sebep ve sonuçları hakkında bir bilgiye sahip olmadığını düşünüyorum. Dikkatsizce söyledikleri kasıtlı sözler bir kez söylendiğinde bizi etkilemiş oluyorlar. Fakat bizim sessizliğimiz bu duruma katkıda bulunuyor. Söylenenlere boyun eğdikçe ve onları tartışmadıkça, bunları yapan insanları yaptıklarından kaçınmalarını sağlamayı, tekrarlanma şansını azaltma ve etkilerini minimuma indirgeme şansını kaçırıyoruz. Bunu basitçe konuşmanın iki tarafta yaratacağı etkiyi tecrübelerimizden biliyoruz. Bir kaç yıl önce, bir grup erkek profesör ile sohbetlerimizde şaka olarak kullanmak üzere bir dizi futbol hakem kartları satın aldım. (Evet onlar arkadaşlarım ama bu konuda biraz daha aydınlanmaları gerektiğini düşünüyorum). Bir sarı kartı ilk kez matematik becerilerimi sorgulayan bir yorum için kaldırdım. Hepimiz sağlam bir kahkaha atmıştık. Fakat şimdi duraklayıp soruyorlar, “Sarı kart mıydı, kırmızı kart mıydı?” sonra da ne demek istediklerini açıklamışlardı. (Matematik becerilerimi sorgulamalarının nedeni cinsiyetimden ziyade eğitimimin biyoloji olmasındandı).

İletişim boşlukları konusunda farkındalığı artırmak, sıklıklıklarını ve etkilerini azaltmak için atılması gereken ilk adım, ve bunu küçük bir yol aracılığıyla yapmayı öneriyorum, şöyle olmalı: Uygunsuz yorumlara maruz kalanları ya da yorumları uygunsuz olarak algılayanları anonim bir şekilde tecrübelerini paylaşabilecekleri, kendi hazırladığım web sayfasına (www.speakyourstory.net) davet ediyorum. Hikayeleri düzenli aralıklarla paylaşacağım.


Bu çağrının amacı bireysel suçluları tespit etmek değil. Daha çok, tenkitlere ve tacizlere (ve yarattıkları etkiye) neden olan boşluğa bir ışık yakacağımı umuyorum. Amacım bu boşluğu elimden geldiğince doldurmak. Üzerine konuşulmamış anekdotlardan hareket ederek değişime ilham olalım. Mücadelemizde bize katılmak için sen de hikayeni anlat.


Çeviren: İlayda İnan

Kaynak: NATURE

Görsel Kaynağı: ARIZONA.EDU


Comentarios


bottom of page